Biden’ın masasında Esad ile ‘şartlı müzakere var – haberbizden

Biden’ın masasında Esad ile ‘şartlı müzakere var

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin gündeminde, Suriye’de geçiş aşaması sırasında Şam ile ‘adım adım’ yaklaşımını test etme ve ABD’nin hedeflerine yeni bir politika ile ulaşmak için Devlet Başkanı Beşşar Esad ile müzakerelerde bulunma var. Kürt ‘tutkusu’ Şu ana kadar Washington’da Suriye meselesinden sorumlu isim olan Brett McGurk, Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Ortadoğu bölümünde görev yapıyordu.

McGurk, Ankara tarafından yeni ‘Arabistanlı Lawrence’ olarak adlandırılıyor. Zira McGurk, IŞİD ile mücadeledeki önceliği ve Kürtlere olan sempatisi karşısında Türklere yönelik şüpheciliği ile tanınıyor. İstifasının nedenlerinden biri, eski Başkan Donald Trump’ın Washington’ın IŞİD’e karşı müttefiki olan Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) ‘vazgeçmesi’ ve Trump’ın Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki adımlarına ve bölgedeki operasyonlarına yeşil ışık yakması oldu.

McGurk’ın yanı sıra Zehra Bell de (Suriye’nin dörtte birini kontrol eden ve ülke kaynaklarının yüzde 80’ini elinde bulunduran) SDG’in yüz bin askerine destek veren 500 ABD askeri kapsayan ‘evi düzenlemek’ ve bu bölgenin istikrarını sağlamak amacıyla Kürt- Kürt Suriye diyalogunun kolaylaştırılmasından sorumlu isimdi.

Süreçte Dona Stroll, temsilci James Jeffrey ve halefi Joel D. Rayburn’un ardından Suriye için dışişleri görevini kimin üstleneceği konusunda tartışmalara kapı açacak şekilde Savunma Bakanlığı’na atandı.

Dipnot Suriye meselesinin Biden yönetiminin merkezinde olmayacağı konusunda bir fikir birliği mevcut. Zira hükümet, Rusya ile gergin ilişkiler ve İran ile nükleer anlaşmaya geri dönme koşulları üzerinde duruyor. Rusya meselesi ve Washington’ın NATO’yu eski haline getirme çabaları çerçevesinde Türkiye ile yaşanan süreç de hükümetin odak noktalarından biri. Bu nedenle Suriye meselesinin, Biden ve ekibi için bu öncelik dosyalarının bir parçası olacağı tahmin ediliyor.

Washington’da konuya dair hem kamuya açık hem de gizli biçimde araştırmalar ve çalışmalar sürüyor. Bunların arasında ABD’nin eski Şam Büyükelçisi Robert Ford’un Foreign Policy dergisinde ABD politikasının IŞİD ile savaşmak dışında belirtilen hedeflerine ulaşmada ‘başarısız’ olduğunu belirttiği bir makalesi yayımlandı.

Makalede, Suriye’de Rusya ve Türkiye ile iş birliği önerisi yer alıyor. Bu iki ülkenin Suriye meselesiyle ilgili birçok konuda tek başına iş birliği yaptığına dikkat çekiliyor.

Hristiyan din adamları da dahil olmak Lübnanlı, Suriyeli ve Batılı şahsiyetlerin ABD Başkanı Biden ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a gönderdiği ve onları Şam’a yönelik yaptırımları kaldırmaya ve başka bir politika benimsemeye çağırdığı bir mesajın olması da şaşırtıcı olmadı.

Ancak eski temsilci Jeffrey D. Feltman ve Carter Center yetkilisi Hrair Balian tarafından ‘Responsible Statecraft’ internet sitesi için yazılan ve ‘yeni bir politika’ önerilen bir makale ise birçok kişiyi şaşırttı.

Makalede, “Yıllardır Devlet Başkanı Esad’ın ve Suriye’nin iç ve dış politikalarının en sesli muhaliflerinden birinin Feltman olduğu bir sır değil. Diğer isim Balian ise tek başına baskı uygulama politikasının sorunlu olduğunu düşündüğümüz bir davranış değişikliğine neden olabileceği fikrini sert bir şekilde eleştiriyor” ifadelerine yer veriliyor.


İki seçenek ve bir yaklaşım

Yeni fikirler uyarınca ABD’nin önünde iki seçenek var; ya sadece Suriye devletinin çöküşünü şiddetlendirmeyi başaran mevcut yaklaşıma devam etmek ya da Suriye hükümeti ile belirli bir dizi somut ve doğrulanabilir adım hususunda ayrıntılı bir diyalog çerçevesi geliştirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik süreç benimsemek.

İkinci seçenek uygulanırsa, ABD ve Avrupa, Suriye’ye hedefli yardım sağlayacak ve yaptırımları değiştirecek.

‘Carter Center’, tüm Suriyelilerle ve uluslararası toplumla istişarelerden sonra bu yılın başında yayınlanan bir makalede bu tür bir yaklaşımın aşamalarını detaylandırmıştı.

Peki, ‘adım adım’ yaklaşımın bir parçası olarak Washington’dan ne isteniyor?

Makaleye göre fikirler, Kovid-19 ile mücadele çabalarını yaptırımlardan muaf tutmayı, hastaneler, okullar ve sulama tesisleri gibi sivil altyapının yeniden inşasını kolaylaştırmayı, ardından ABD ve Avrupa yaptırımlarını kademeli olarak hafifletmeyi kapsıyor.

Ancak Şam ile müzakere edilen somut adımların uygulandığı doğrulanana kadar bu adımlar aktif hale getirilmeyecek.

Diğer yandan Şam’ın, siyasi tutukluların serbest bırakılmasını, mültecilerin güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşünün sağlanmasını, sivillerin korunmasını, yardımların tüm bölgelere engelsiz şekilde ulaştırılmasını, geriye kalan kimyasal silahların 2013 anlaşması uyarınca imha edilmesini, Cenevre sürecine iyi niyetle katılım dahil olmak üzere siyasi ve güvenlik reformlarının uygulanmasını ve daha fazla ademi merkeziyetçiliğin benimsenmesini içeren ‘adımlar’ atması gerekiyor.


Şam’a hediye değil

Bu yaklaşımın destekçilerine göre ülkelerin çoğunluğu Devlet Başkanı Esad’ın ayrılması talebinden yıllar önce vazgeçtiler. Ancak halen herhangi bir reform getiremeyen baskı ve tecrit politikalarının sürdürüldüğünü belirtiyorlar.

Bu yaklaşımın sahipleri, ‘adım adım’ önerisinin ‘yıkımların ve akıtılan kanların çoğundan sorumlu olan Suriye hükümetine’ bir hediye konumunda olmadığına inanıyor.

Diplomatlara göre bu yaklaşımın sahipleri, ‘Avrupa ve ABD’nin, karşılıklı olarak müzakere edilen bir dizi adım ilan ederek şu ana kadar reddedilmiş olan reformları uygulamak için Suriye’ye başka bir türden baskı uygulayabileceğini’ düşünüyorlar.

Bu kesimlere göre yeni ABD yönetiminin gelişi, yönünü değiştirmek ve bu yeni yaklaşımın uygulanabilirliğini test etmek için eşsiz bir fırsat sunuyor.


Bu yaklaşımı savunanlar ise çözüm başarısızlığından kimin sorumlu olduğunun bilinmesi için planın kamuya açıklanmasını öneriyor.

Ancak Batılı ve ABD’li yetkililer, bu yaklaşımın denendiğini, ABD ve Rus tarafları arasında Viyana ve Cenevre’de özel görüşmeler yapıldığını ve Moskova’nın hiçbir şey sunmadığını savunuyorlar.

Aynı şekilde böyle bir yaklaşımın Şam ile tavizsiz bir şekilde normalleşmeye başlanması anlamına geldiği konusunda da uyarı yapıyorlar.

Konuya yakın bir yetkili, “Şam’ın herhangi bir siyasi çözümle ilgilenmediğini biliyoruz. Bu nedenle bu yaklaşım işe yaramaz” açıklamasında bulundu.

Ayrıca bu önerilerle ilgili sorunlardan birinin de özellikle İran ve Türkiye’nin varlığıyla ilgili jeopolitik boyutun yokluğu olduğuna dikkat çekti.


Aynı şekilde Şam üzerindeki ‘azami baskı’ politikasını sürdürmek için Washington’ın müttefiklerinden ve Suriyeli muhaliflerden Biden’ın ekibine doğru hareketlenmeler yaşandı.

Bunların arasında, her iki parti üyelerinin kongredeki onayının ardından Suriye’de yıl ortasında uygulanmaya başlanan ‘Caesar (Sezar) Yasası’ ekibi de bulunuyor.

Muhalifler, Washington’ın yaklaşımının değişmesini önlemek için Kongre’de Şam üzerindeki baskıyı artıracak yeni bir yasa ortaya koyulması çağrıları arasında, Londra ve Paris’e de başvuruda bulundular.

Independent

Bir Cevap Yazın