Önemli Kürt siyasetçi Soro: Karmaşa derinleşecek, Kürtler dikkatli olmalı

Önemli Kürt siyasetçi Soro: Karmaşa derinleşecek, Kürtler dikkatli olmalı

 Önemli Kürt siyasetçi Soro: Karmaşa derinleşecek, Kürtler dikkatli olmalı

17.04.2020 - 15:34

Güncelleme : 17.04.2020 - 15:34

Irak’taki bazı üslerini boşaltan ABD’nin, Federe Kürdistan Bölgesi’ne ikinci bir İsrail rolü biçerek, “savaş cephesi” haline dönüştürmek istediğini söyleyen Kürt siyasetçi Selahattin Soro, “Bölgedeki karmaşa derinleşecek, Kürtler dikkatli olmalı” uyarısı yaptı. Kitle imha silahları olduğunu öne sürerek 20 Mart 2003’te başlatılan Irak’ı işgal edip, Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’i deviren ABD, 2014 yılından bu yana DAİŞ’e karşı mücadele kapsamında Irak ordusu ve Federe Kürdistan Bölgesi’ne bağlı peşmerge güçlerine eğitim, donanım ve operasyonel destek vermek için Irak’ta kalmaya devam etti.

Ülkedeki 9 askeri üssünde yaklaşık 5 bin asker bulunduran ABD, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin 3 Ocak 2020’de öldürülmesinin ardından başlayan İran saldırıları üzerine bu üslerden bazılarını kapatmak zorunda kaldı. Daha önce Kaim, Kayyara, K1, Neyneva-Musul ve Tagaddum askeri üslerini boşaltan ABD, son olarak Enbar vilayetindeki Habaniyye Üssü’nü Irak ordusuna devrederek, aynı kentteki Ayn-l Esed Üssü’ne çekildi.

Üslerden bazılarının boşaltılması her ne kadar “ABD Irak’tan çekiliyor” yorumlarına neden olsa da, ABD’nin İran’ı, Irak’ta etkisizleştirmek ve Haşdi Şabi güçlerine karşı kapsamlı bir operasyon yapmak için üslerini boşattığı ve yeni operasyon merkezi olarak Federe Kürdistan Bölgesi’ni seçtiği ifade ediliyor. Bu kapsamda bölgede çok sayıda üssün kurulacağı, bunlardan ikisinin YNK’nin etkili olduğu Süleymaniye ve Halepçe kentlerine inşa edileceği iddiaları gündemde.

Dengelerin kısa süre içerisinde değiştiği Ortadoğu’da ABD’nin üstelenmek istediği role, Federe Kürdistan Bölgesi ve hükümetinin pozisyonuna ilişkin sorularımızı Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Dış İlişkiler Üyesi Selahattin Soro yanıtladı. ABD’nin Irak’taki bazı üslerini kapatmasını sormadan önce, benzer bir durumu öncesinde Kuzey ve Doğu Suriye’de gördük. ABD oradan başlayarak nasıl bir politika izliyor? Amerika o zaman sadece pozisyon değiştirdi. Pozisyon değiştirmesiyle yeni dengeler oluştu ve bu yeni dengeler neticesinde Türkiye de, ABD-Rusya, Kürtler ile ABD ve Rusya ile Suriye Rejimi arasındaki dengelerden faydalanıp Girê Spî ve Serêkaniyê’ye saldırdı. Ama ABD askerlerini çekmedi sadece pozisyon değiştirdi. Şimdi aynı şeyi Irak’ta da yapıyor.

Yani ABD’nin Irak’taki bazı üslerini kapatmasını da sadece bir pozisyon değişikliği mi? Evet. ABD Irak’ta müdahale pozisyonunu aşarak fiili askeri girişi çoktan tamamladı. Şimdi yerleşme pozisyonu alıyor. Değişimi burada görmek gerekiyor. Güçlerini çıkarmıyor, pozisyon değiştiriyor. Bunun anlamı da yerleşmedir.

Peki, yeni pozisyon değişikliğinde ABD için en uygun yerleşme bölgeleri neresi? Tabi ki bunun için en uygun yer Başur (Güney/Federe Bölgesi) Kürdistan’dır. Çünkü diğer bölgelerde ABD’nin üzerinde siyaset yapmak istediği çelişkiler var. Şii Araplar ile Sünni Araplar arasındaki çelişkiler var. Amerika burada stratejik bir pozisyon alıyor. Başur Kürdistan’ı askeri üs olarak, bir savaş cephesi ya da Ortadoğu’ya yönelik stratejilerini yönetebileceği bir üs olarak esas alıyor.

ABD, yine bölgeye yönelik hesapları bulunan Çin ve İran’la nasıl bir çatışma içerisinde? ABD, İran’ın tasfiyesi ve Çin’in engellenmesi için bir arayış içerisinde. Çünkü bu iki güç stratejik bir güçtür. Çin alternatif bir sisteme sahip. İran ise radikal islamist bir devlettir. Aynı zamanda dünyanın en büyük enerji rezervi olan güçten biridir. Eğer bu iki güç kapitalist moderniteye karşı iş birliği geliştirirse, Çin enerji-yakıt sorunundan kurtulur. İran ise dünyanın birinci enerji merkezi haline gelir. Yani Suudi Arabistan, Amerika ve Rusya, İran’ın arka planına düşmüş olurlar. Burada kapitalist moderniteye karşı doğulu bir güç söz konusu ve ABD bu durumdan hoşnut değil.

ABD’nin “yerleşme” hesabı yaptığı Federe Kürdistan Bölgesi Yönetimi, küresel ve bölgesel güçlerin kesişme noktasındayken nasıl bir siyaset izleniyor? Başur siyaseti bu devletlerin politikalarını görüp ona göre tedbir geliştirebilecek, alternatif yaratabilecek yerde bu politikaların aracı oldu. İşte görüyoruz Xakurkê, Garê, yani Behdinan bölgesinde Türkler 30’a yakın karakol inşa etti. YNK’nin hakim olduğu alanlarda ise Süleymaniye, Halepçe ve çevresinde İran hakim durumda.

ABD buradaki bu zayıflığı ve çelişkiyi görüyor. Bunları kullanarak kendini yeniden yapılandırmak, sistemini orada güçlendirmek istiyor. Tabi ABD bunları yaptığı zaman Başur’da siyaset pozisyonu yeni bir aşamaya geçecek. Burada nasıl bir hamle yapılacağını şimdiden tam göremiyoruz. Başur yönetiminin edilgen bir pozisyonu var. Bir maşa gibiler. Başur’da bu güçler gelsinler, ne istiyorlarsa yapsınlar şeklinde bir durum var.

Ayrıca ABD’nin oraya gelişi sadece KDP ve YNK’yi ilgilendirmiyor. Amerika’nın Başur gibi stratejik bir yerde konuşlanışı PKK’nin oradaki varlığını nasıl etkileyecek? Kuzey Kürdistan’da, Doğu Kürdistan etkileri nasıl olacak? İran’ın bunlara tepkisi ne olacak? Şii ve Sunni Araplar bu durumu nasıl karşılayacak? Bu nedenle Başur’da karmaşa daha da derinleşecektir.

ABD’nin izlediği politika karşısında Bölgesel Yönetim’in yürüttüğü bu siyaset Kürtler açısından hangi riskleri taşıyor? Global güçlerin savaşının ve siyasetinin merkezi yaklaşık 2 yıldır Irak’a kaydı. Bu durum kendisiyle ne getirecek, Kürtler bunu iyi takip etmeli. Kürt halkına karşı büyük bir tehlike söz konusu. İsrail’in yerine geçmemeliyiz. İsrail, 60 yıldır Araplarla savaşıyor. Aynı şeyi Suriye’de yapmaya çalıştılar. Kürt ve Arapları düşmanlaştırmaya çalıştılar.

Başur’da da 1950’lerden bu yana 70 yıldır rejim ve Kürtler arasında bir savaş var. Kürtler hiçbir zaman ne Şii ne de Sünni Araplara düşmanlık etmedi. Şimdi bu siyaset bugün kendisiyle beraber Kürtlerin her zaman Araplarla bir savaş içinde olacağı tehlikesini getirebilir. Haşdi Şabi ve diğer Sünni güçlerle global güçlerin çıkarları doğrultusunda savaşmak beraberinde uzun süreli büyük acılar getirecektir. Kürtler de bunlara karşı dikkatli olmalı, ona göre pozisyon almalıdır.

ABD’nin hem Suriye’de hem Irak’ta Kürtlerle ilişki geliştirmesindeki asıl amaç ne? ABD’nin amacı İran’ı etkisizleştirmek. Bu süreçte en çok işine yarayacağını düşündüğü Kürtleri bu amaçla kullanmak istiyor. Kürtler bunun karşısında ne yapmalı? Biz Kürtler bu konuda alternatifimizi oluşturmalıyız. Kapitalist moderniteye alternatif olan demokratik moderniteyi hayata geçirelim. Bu doğrultuda doğaya, kadına, insanlığa, inançlara ve etnik unsurlara karşı savaşmayalım. Birlikte bir alternatif hayat oluşturalım. Kim bizlerle dostluk yaparsa, Amerika olsun, Sunni Araplar olsun, Şii Araplar olsun, İran olsun, biz onlarla ittifakımızı geliştirelim ona göre de siyasetimizi yürütelim.

ABD’nin politikalarına karşı İran’ın tavrı ne olur? İran, eli uzun bir devlettir. Afganistan’dan Körfez’e, Lübnan’a kadar, geniş bir hinterlantta siyaset sahibidir. İran alternatifsiz, opsiyonsuz, seçeneksiz değildir. Bu nedenle İran burada kendi siyasetini gösterecektir. Buna karşı da Kürtler dikkatli olmalı. İran Başur’un tutumuna da sessiz ve tepkisiz kalmayacaktır. İran Kürtlerin statüsüz kalmasını istiyor. Şeyh Ubeydullah, Simko İsmail, Ağrı İsyanları İran ve Türkiye ortaklığında tasfiye edildi.

Cezayir Anlaşmasında, Sadabat Paktı’nda Kürt karşıtlığını görüyoruz. Son olarak da Astana’da İran çok olumsuz bir rol oynuyor. Kürtleri her zaman statüsüz bırakmak istiyor. Türkiye açık bir şekilde Kürt düşmanlığı yapıyor ama İran çok ince ve ustaca düşmanlık yapıyor. Kürtlere karşı Araplar ve Türklerle işbirliği yapıyor. Başur Kürdistan meselesinde aynı rolü oynayacaklardır. Kürtler bu mesele üzerinden çok derin düşünmeli, çok dikkatli olmalıdır.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.