Öcalan: HDP’ye dönük dikkat çekici mesajlar verdi

Öcalan: HDP’ye dönük dikkat çekici mesajlar verdi

 Öcalan: HDP’ye dönük dikkat çekici mesajlar verdi

11.05.2020 - 22:48

Güncelleme : 11.05.2020 - 22:48

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın telefon görüşmesinde verdiği mesajları değerlendiren Avukat Doğan Erbaş, HDP’nin içerisinde yer aldığı demokrasi güçlerinin “ortak mücadelede” istenilen düzeyde olmadığını belirterek, herkesin özeleştirel yaklaşması gerektiğini vurguladı.  İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 21 yıl aradan sonra yaptığı ilk telefon görüşmesinde, hem Irak Federe Kürdistan Bölgesi ve Kuzey-Doğu Suriye’de yaşanan gelişmeler hem de Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) dönük dikkat çekici mesajlar verdi.  Avukat Doğan Erbaş, uzun yıllar avukatlığını yaptığı Öcalan’ın telefon görüşmesinde verdiği mesajlar ve çağrıları değerlendirdi.  

‘TECRİT DEMEK YETERSİZ’ Öcalan’ın 1999’da devletlerarası bir komplo ile teslim edildikten sonra tecrit altına alındığına değinen Av. Erbaş, yıllardır devam eden durumu sadece “tecrit” kelimesiyle tanımlamanın yetersiz kalacağına vurgu yaptı. İmralı’nın bir ada cezaevi olduğuna dikkati çeken Erbaş, “Tarihte bunun örnekleri var. En bilineni Napolyon’un Elba Adası’nda kaldığı dönemdir. Zaten bir kişinin ada cezaevinde kalması bile başlı başına bir yalıtmayı, yalnızlaştırmayı ifade ediyor” dedi. Erbaş, CPT, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve  Avrupa Birliği’nin (AB) de mevcut tecrit ve sistemin devamında önemli pay sahibi olduğuna vurgu yaptı.

Öcalan hakkında “sözde yargılama” sonucu idam hükmünün verildiğini hatırlatan Erbaş, “Güya bu kaldırıldı. Ama o dönem Milli Güvenlik Kurulu (MGK) sekreteri ‘İdam etmiyoruz ama idam etmekten beter edeceğiz’ demişti. Yani zamana yayarak, çürütme dediğimiz bir politika izlendi. Sayın Öcalan’ın kendi deyimiyle ‘fiziksel olarak imha edemeyince anlam olarak bitirme’ hedefini önlerine koydular. İktidarlar değişmesine rağmen bu hedef değişmedi, sürekli olarak güncellendi. Ama bunu başaramadılar” dedi. 

 İKTİDARLARLAR VE TUTUMLARI  İktidarların, Öcalan’ın bugüne kadar yaptığı barış ve çözüm çağrıları ve çabalarına hep taktiksel yaklaştığına dikkati çeken Erbaş, bu durumu “gayri ahlaki bir tutum” şeklinde nitelendirdi. Öcalan’ın önerileriyle, bu toprakların tarihsel geçmişine uygun bir birlikte yaşam çözümü ve çatışmalı süreci kalıcı biçimde ortadan kaldırabilecek yaklaşım sergilediğini belirten Erbaş, “Özellikle ‘Dolmabahçe  Mutabakatı’nda somutlaştırdığı Türkiye’nin  güncel, siyasal, kültürel, kadın, ekoloji gibi çok yönlü sorunların çözüm önerileriyle tüm tarafların tartışabileceği bir çerçeveyi kapsamlı olarak sundu. Buna rağmen bütün iktidarların bu tarihsel önemdeki yaklaşım ve tutumu araçsal ele alışları, gayrı ahlaki yaklaşmaları hiç değişmedi. Bu durum bugünde devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.  

ÖCALAN’IN YAŞAMI RİSK ALTINDA   Öcalan’la yapılan telefon görüşmesinin ise toplumun ve ailenin kaygılarını gidermeye yönelik olduğunu söyleyen Erbaş, Öcalan’ın üst solunum yolları başta olmak üzere ciddi kronik  sağlık sorunlarının olduğuna değinerek, yaşı da göz önünde bulundurularak bir an önce İmralı’ya bağımsız bir sağlık heyetinin gitmesi gerektiğine işaret etti. Öcalan’ın telefon görüşmesinde “şuan sağlık durumum iyi ama ileride ne olacağını bilemem” sözlerini anımsatan Erbaş, “Sayın Öcalan hiçbir sözcüğü öylesine söylenmez. Her sözcüğün mutlaka bir anlamı vardır. Dolayısıyla koronavirüs salgınını düşündüğümüzde büyük bir yaşamsal tehlike olduğunu görmek gerekiyor” dedi.   

BARIŞ ÇABALARI VE İKTİDARIN POZİSYONU Öcalan’ın, “Barış ve barış uğraşısı insanlık tarihinin en soylu değeridir” sözlerine hatırlatan Erbaş, Öcalan’ın barışa yoğunlaşan ve bunun için büyük bir çaba içerisinde olduğunu vurguladı. Erbaş, “Bütün halkların kazanması için her şeyi ortaya koyan, pratikte de bunu yerine getiren ve bütün tehlikelere rağmen barış için çözüm için risk alan bir pozisyonda. Ama karşısında kritik anlarda durumu savuşturmak için ciddiyetten yoksun ve ahlaki olmayan, programı olmayan, bir perspektifi olmayan, kendi iktidarlarını sürdürmek için her şeyi yapan bir zihniyet ve iktidar pratiği var” diye konuştu. 

‘ÖZELEŞTİREL YAKLAŞMAK GEREKİR’ HDP başta olmak üzere bütün demokrasi güçlerinin, barışın toplumsallaştırılması, toplumsal bir talep haline getirilerek iktidarlara dayatılması için gerekli çalışmaları etkin bir program içerisinde ele alamadığını söyleyen Erbaş, bu duruma özeleştirel yaklaşılması gerektiğini vurguladı. Demokrasi güçlerinin Öcalan’a uygun bir konumlamada olamadığını ifade eden Erbaş, “Tarih bu topraklarda, başka bir örneği zor bulunacak cinsten bir trajedi yaşatıyor. Yaşanan tüm gelişmeler bunun canlı tanığı olmuştur. Öcalan’ın bu kadar çabasına rağmen, sonuçta bir tür yalnız kalmış olması trajediyi derinleştiren bir durum. Bu nedenle ilgili herkesin özeleştirel yaklaşması gerekir” diye belirtti. 

HDP VE ROLÜ Salgına rağmen iktidarın savaş politikalarına devam ettiğinin altını çizen Erbaş, iktidarın bu saldırılarına rağmen muhalefetin de zaman zaman söylemleriyle, uygulamalarıyla ve politikalarıyla iktidara adeta güç verdiğini söyledi. HDP’nin rolünün burada çok kritik olduğuna dikkati çeken Erbaş, “HDP halkların büyük bir umut bağladığı zihniyet olarak da program olarak da Türkiye’nin geleceğini belirleyen bir yerde duruyor. Ama Sayın Öcalan’ın söylediği genişlemeyi ve büyümeyi başardığını söylemek mümkün değil. Bu yolda kuşkusuz büyük bir çabası var. Fakat bu kadar elverişli şartlara rağmen başarıdan da söz edemiyoruz. Yani programda, ilkelerde, düşünce ve söylemde sıkıntı yok. Bunun hayata geçirilmesinde yaşanan çeşitli sorunlar var” değerlendirmesinde bulundu.  

HDP’NİN YAPMASI GEREKENLER Bu sorunların iki nedene bağlanabileceğini dile getiren Erbaş, bunlardan birinin Türkiye’de solda yer alan ve demokrasi gücü olarak tanımlanan çeşitli çevrelerde devletçi ve ulusalcı reflekslerin bir türlü aşılamaması olduğunu ifade etti. Erbaş, diğer nedenin ise, Kürt siyasal hareketinin yeteri kadar kapsayıcı olmaması ve hala varlığını korumaya devam eden bir tür tutucu pratiğin devam etmesi olduğunu kaydetti. Erbaş, şöyle devam etti: “Türkiye’de farklı güçlerin bir arada ortak mücadele yürütme alışkanlarının henüz istenilen düzeyde olmadığını da nedenlere eklemek gerekir. Yer yer dar grupçuluk veya parti şovenizmi olarak tanımlanabilecek pratiklerin yaşandığı da görülmektedir. Bu noktada HDP’nin aslında önemli bir başarıya imza attığı, bileşenli çoklu ve çoğulcu yapısıyla bütün sorunlara rağmen yoluna devam ettiğini de görmemiz gerekir. Geldiğimiz noktada HDP sadece saldırı ve kuşatma politikaları karşısında ayakta kalarak halkların umudu haline gelmeyi başarmış, aynı zamanda çok bileşenli yapısının yarattığı sorunlarla da baş edebilmiştir. Ancak bütün bunlarla birlikte hala alması gereken çok yolunun olduğunu da görmemiz ve Öcalan’ın belirttiği anlamda büyük bir güç olması için yapılması gerekenlerin olduğunu da belirtmemiz gerekiyor” dedi.  

KÜRTLER ARASINDAKİ EN İYİ YILLAR Öcalan’ın Irak Federe Kürdistan bölgesindeki gelişmelere ilişkin yaptığı uyarılara da değinen Erbaş, şöyle devam etti: “Rojava başta olmak üzere Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler Türkiye’yi de aşan kapsamlı bir planın olduğunu gösteriyor. Sayın Öcalan böyle bir ortamda Kürtler arası ulusal birlik için partiler üstü ve Kürt halkın geleceğini kurtarmaya dönük bir öneri sundu. Öcalan, ‘böyle bir tehlike var. Bu aynı zamanda bir fırsat da olabilir’ mesajı veriyor. Bunu, ilgili bütün çevrelere dönük bir çağrı olarak ele almak lazım. Bu nedenle 1982’de yapılan protokolü hatırlatıyor. O protokol 1986’ya kadar devam ediyor. Bu protokol sonrası Kürtler arasındaki en iyi yıllar yaşanıyor. 1986’da KDP Türkiye ile girdiği yakın ilişkilerden kaynaklı bunu tek taraflı olarak feshediyor. Öcalan’ın buna tekrar vurgu yapması tehlikenin büyüklüğünden kaynaklıdır. Sayın Öcalan ‘bu defa farklı bir noktadayız. Halkımızın geleceğini kurtarmak için parti veya güç ayırımı olmadan önleminizi alın’ uyarısında bulunuyor.” 

KUZEY VE DOĞU SURİYE UYARISI   Öcalan’ın, Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük mesajlarını da yorumlayan Erbaş, “Dünyada ilk defa Öcalan’ın felsefesine ve paradigmasına uygun bir yapı oluşuyor. Dolayısıyla Sayın Öcalan, bu alana özel ilgi gösteriyor. IŞİD’le savaşın başladığı ilk günlerde de Rojaya’ya ilişkin savaşın karakterine yönelik ‘Cephenizi genişletin, oradaki inanç ve etnik yapılarla birlikte savaş verin. Yalnız kalmayın’ uyarısı yapıyordu. Öcalan Rojava’da bekleyen tehlikelere karşı oradaki yapının kapsayıcılığıyla ancak göğüs gerebileceğini ifade ediyor” dedi.  MA / Ferhat Çelik

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.