Kürtler, ABD’nin Afganistan politikası sonrası Türkiye konusunda endişeli” – haberbizden

Kürtler, ABD’nin Afganistan politikası sonrası Türkiye konusunda endişeli”

Geçtiğimiz hafta çıkan haberler ABD’nin Rojava’daki ana ortağı olan ve omurgasını Kürtlerin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) midesine bir yumruk gibi inmiş olmalı. Çünkü hatırlarsanız ABD birlikleri, biri çok önemli olmak üzere üç askeri üssü bölgeden sessizce çekmişti. Al Omar petrol sahası ve Kamışlo şehri yakınlarında bulunan bir başka petrol sahası.

2019 senesinde terör örgütü IŞİD’in yenilgisinde en önemli görevi üstlenen SDG’nin en büyük korkusu, ana müttefiki tarafından terk edilerek kendilerini terör örgütü olarak kabul eden Türkiye ile karşı karşıya bırakılmaları.

Bölgeyi ve Kürtleri yakından takip eden David Lepeska, The National News gazetesine Türkiye’nin Rojava’da giderek büyüyen operasyonlarını değerlendiren bir makale yazdı. Yazar Lepeska, Afganistan krizinden faydalanan Türkiye’nin, bu saldırıları karşısında sessiz kalıyor olmasına dikkat çekti ve Kürtlerin, ABD tarafından yalnız bırakılma endişelerinin arttığına dikkat çekti.

“Trump’ın çekiliyoruz açıklamasına benzer bir endişe”

ABD eski Başkanı Donald Trump’ın 2018 yılının sonlarında güçlerinin Suriye’den tamamen çekildiğini açıkladığında benzeri korkular o günlerde de hissedilmişti. Hatta Kürtler bu kararı “arkadan bıçaklama” olarak değerlendirmişti.

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi, Rojava Kürtlerinin ABD’nin ayrılışı haberleriyle ilgili endişe duygusunu tekrarladı. Gerçi bu iddiayı öne süren yayının İran kaynaklı olduğu ortaya çıktı ve ABD derhal bir açıklama yaparak söz konusu iddiaları yalanladı.

CENTCOM yaptığı açıklamada, ”Ortak güçlerimiz SDG ile ‘IŞİD’i yenme’ misyonuna bağlıyız” sözlerini kullandı.
Yine de Washington’un Afganistan’dan çekilmesi, Suriye’deki ve Irak’taki Kürt savaşçılar için iki kat kötü görünüyor.

Birincisi, alınacak olası bir karar ve olası sonuçları ABD’nin her yerdeki müttefiklerine Washington’a güvenmemeleri için bir ders niteliği taşıyor.

İkinci önemli husus ise, küresel olarak Afganistan’a odaklanma var ve Türkiye’nin orada oynamaya hazır göründüğü kritik rol sebebi ile ABD yönetimi, Türkiye’ye güney sınırında daha fazla serbestlik sağlayacak gibi görünüyor.

“Türkiye, Batının Afganistan’a odaklanmasını kullandı bile”

Bilindiği üzere Türkiye, SDG’yi PKK’nin bir uzantısı olarak görüyor. Türkiye, Kürt savaşçıları ve onların Irak’taki müttefiklerini hedef alan bir dizi saldırı başlatmak için Batı’nın Afganistan’a odaklanmasını çoktan kullandı bile.
Taliban’ın Kabil’i almasından bir gün sonra, Şengal’in yakınlarında bir Türk hava saldırısı, IŞİD’le savaşmak için kurulmuş olan yerel bir koalisyonun kurucu başkanlarından Hasan Said de dâhil olmak üzere üç Ezidi savaşçıyı öldürdü.

Bu saldırı muhtemelen Türk güçlerinin son yıllardaki en yüksek profilli suikastıydı. Türkiye, Said ve direniş grubunu PKK’nin bir başka kolu olarak görüyordu. Ancak IŞİD’in 2014’te Ezidilere uyguladığı soykırımın ardından Şengal merkezli kurulan grubun liderlerinden olan Said’in o gün Irak Başbakanı Mustafa Kazımı ile görüşerek grubunun Irak Güvenlik Hizmetlerine dâhil edilmesi gerektiğini iletmişti.

Bir hafta geçtikten sonra, Türk İHA’ları Doğu Kürdistan’da, İran sınırına yakın iki düzineden fazla tarımsal hedefi vurdu. Bu saldırı gösterdi ki, Türkiye yalnızca olağan hedefleri olan Batı bölgelerini değil, Kürtlere ait herhangi bir yere de saldırabilecek potansiyelde.
“Irak’ın ses çıkarması pek olası görünmüyor”

Bağdat hükümetinin Türkiye’nin artan saldırganlığına karşı ses çıkarması pek olası değil çünkü ikisi son zamanlarda bağlarını daha da sıkılaştırdı. Geçen hafta Irak, Türkiye’den İHA, helikopterler ve diğer gelişmiş silahlar da dâhil olmak üzere büyük bir alım yapacağını açıkladı.
Suriye’de son iki haftada yapılan Türk hava saldırılarında, terör örgütü IŞİD’e karşı gösterdiği cesaretten ötürü övülen komutan Sosin Ahmed ve grubun Haseke-Kamışlo karargâhının komutanı Selahaddin Sehbabi de dâhil olmak üzere çok sayıda SDG savaşçısı öldürüldü.

Kürtler, rejim lideri Beşar Esad’a karşı savaşın ilk günlerinden bu yana Rojava’nın büyük bir bölümünü kontrolünde bulunduruyor. Ankara bu bölgeye iki büyük saldırı gerçekleştirdi, 2018’de efrin’i 2019’da ise Girê Spî’den, Tel Abyad’a kadar uzanan bir sınır bölgesine etnik temizlik suçlamalarına rağmen saldırılar düzenledi.

“Asıl soru, ABD’nin Türkiye’ye zımni onay verip vermediği”

Kürt güçleri, yaklaşık 10 bin İŞİD üyesini hapishanelerde ve 60.000 kadar IŞİD bağlantılı kadın ve çocuğu kamplarda tutmayı sürdürerek olası bir IŞİD tehdidinin tekrar dirilmesini engelliyor. Ve buna ek olarak Türk ordusuna karşı savaşıyor.

Bu tablo içinde geçtiğimiz Nisan ayında Kamışlo’ya saldırı başlatan Suriye rejim hükümeti, biraz toprak kazanmayı başardı. Bu arada, İran destekli gruplar son aylarda Suriye’deki ABD güçlerine ve Irak’taki Kürt savaşçılara saldırılar başlattı.

Kâğıt üzerinde Rus koruması altında olmasına rağmen, Ayn İsa’dan Til Temir’e kadar uzanan Rojava’nın Kürt ağırlıklı bölgesi, Ekim 2019 ateşkesinden bu yana 800’den fazla Türk saldırısına maruz kaldı. Söz konusu İHA saldırıları Türkiye’nin Kürdistan Bölgesi’nde yaptığı operasyonlarının Rojava’ya kadar genişlemesini de temsil ediyor.

Burada asıl sorulması gereken soru, ABD’nin Türkiye’ye zımni onay verip vermediği.
ABD liderliğindeki IŞİD karşıtı koalisyonun sözcüsü Albay Wayne Marotto geçtiğimiz hafta içi yaptığı açıklamada, görevlerinin IŞİD’i yenmek olduğunu, Türk saldırılarına yanıt vermek olmadığını dile getirdi. SDG ise, ABD’yi “herhangi bir sorumluluk almamakla” eleştirdi.

Bir Cevap Yazın