Kandil’in batısında PKK-KDP gerilimi: Türkiye bölgeye yerleşmek mi istiyor?

Kandil'in batısında PKK-KDP gerilimi: Türkiye bölgeye yerleşmek mi istiyor?

 Kandil’in batısında PKK-KDP gerilimi: Türkiye bölgeye yerleşmek mi istiyor?

17.04.2020 - 21:15

Güncelleme : 17.04.2020 - 21:15

Türkiye’nin Kandil’in kimi bölgelerine yönelik hava operasyonu sonrası bölgede tansiyon giderek yükseliyor. Kandil’in batısında yer alan Zînê Wertê’ye Peşmergelerin yığınak yapması ve kontrol noktası oluşturmasıyla PKK ile gerilim de artıyor. Taraflar birbirini suçlarken, TSK de bölgeye hava operasyonu yaptı. PKK, üç militanlarının öldüğünü duyururken, Milli Savunma Bakanlığı ise 18 PKK’linin öldürüldüğünü duyurdu. Gazeteci Amed Dicle’ye göre, Ankara’nın hazırladığı ve KDP yardımıyla devreye koymak istediği plan Kandil bölgesinin batı cephesini PKK güçlerine kapatmak.

Gelişmelerle ilgili peş peşe açıklamalar da geldi. KCK’den yapılan açıklamada “Kandil’e yönelik saldırı hesapları yapılmaktadır. KDP’nin Wertê’ye yerleşmesinin başka hiçbir anlamı yoktur. KDP böylece Türk devletinin PKK ile KDP’yi doğrudan karşı karşıya getirme hesaplarına uygun bir adım atmıştır” denidi.

ANF’de yer alan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “KDP’nin gerilla alanlarına hakim bir noktaya yerleşmesi; TC ile KDP’nin Kandil alanını kuşatma konusunda anlaştıkları ve uygun bir zamanda Türk devletinin Kandil’e saldıracağı bilgisi alınmasından sonra gerçekleşmiştir. Zaten Türk devleti KDP desteğini almadan Kandil’e saldıramaz. Kandil’e yönelik bir saldırı ve işgal planı olmasaydı KDP’nin Wertê’yi tutması gibi bir adım atması da söz konusu olamazdı. Anlaşılıyor ki, gerillayla yaşanacak gerilim ve çatışma durumunda Türk devleti gereken desteği KDP’ye verecektir. Küçük bir gerilla biriminin KDP kampına gitmesi sonrası Türk devleti tarafından hedeflenmesi bunu ortaya koymaktadır.”

KCK’nin bu açıklamasına Peşmerge’den yanıt geldi. Rûdaw’a konuşan Peşmerge Genelkurmay Başkanı Tuğgeneral Cemal Muhammed Eminki, Peşmerge Bakanlığı’na bağlı ortak bir birliğin Zini Wertê bölgesinde yerleştirildiğini, PKK’nin ise bölgeye saldırı düzenlemesi için TSK’nin eline bahane verdiğini belirtti. PKK hakkında bilgi paylaşmanın Peşmerge’nin işi ve görevi olmadığını vurgulayan Eminki, TSK’nin söz konusu bölgelerde daha önce de saldırı düzenlediğini kaydetti.

Eminki, açıklamalarının devamında şunları söyledi: “KDP’ye ait Peşmergeler birliği söz konusu bölgelerde bulunmuyor. Peşmerge Bakanlığı himayesindeki 7’inci Tugay Komutanlığına bağlı ortak birlikler o bölgelere konuşlandırıldı. Bu nedenle açıklamaları (KCK’nın açıklamalarını) tamamıyla reddediyoruz. Peşmergenin, TSK’nın düzenlediği hava saldırısından haberi olmamıştır. Söz konusu saldırının Peşmerge ile hiçbir ilgisi yoktur. PKK’yle ilgili bilgi vermek bizim görev ve işimiz değildir. Peşmerge’nin bulunmadığı söz konusu bölgelere TSK daha önce de hava saldırısı düzenledi.

PKK’nin kendisi TSK’ye bölgeye saldırı düzenlemesi için koz vermiştir. Çünkü, Peşmerge birlikleri o bölgeye konuşlandıktan sonra PKK’liler de gelip oraya yerleşmiştir. Bunun dışından hiçbir Peşmerge karargahından PKK’yle ilgili bilgiler paylaşılmamıştır.”

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani ise yaptığı açıklamada Kürdistan Bölgesi Hükümetine karşı kasıtlı bir kampanya başlatıldığını iddia etti ve “Kürdistan Bölgesi’nde yasalara aykırı olarak farklı yönetimlerin olmasını kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi.

Rudaw’da yer alan açkılamada Mesrur Barzani, son günlerde Kürdistan Bölgesinde özellikle Zine Wertê’ye farklı güçlerin konuşlanması ve diğer gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’nde yasalara aykırı olarak farklı yönetimlerin olmasını ve Hükümetin talimatlarını engellemesini hiçbir şekilde kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Barzani, Peşmerge Bakanlığına bağlı güçleri Kürdistan’ın farklı bölgelerine konuşlandırma yetkisinin hükümette olduğunu belirtti ve sözlerine şunları ekledi: “Kürdistan Bölgesi Hükümetinin özellikle koronavirüs, yolsuzlukla mücadele krizlerinin idare edilmesinde gösterdiği başarıdan sonra Hükümete karşı kasıtlı bir kampanya başlatıldı. Bu çabaların Hükümet ve halkın taleplerini engelleyemeyeceğine inanıyorum. Zine Wertê’de sorumsuz kişiler nedeniyle yaşanan krize ilişkin, açıklama yapılması gerekiyor. Koronavirüsün yayılmaya başladığı ilk günlerde sınırları kontrol etme önlemleri başlatıldığında, bazı kaçakçılar o sınırda bazı kişileri geçirmeye çalıştı. Bu hükümetin aldığı önlemlerin ihlal edilmesiydi.

İhlallerin önlenmesi amacıyla bir çok sınır bölgesinde olduğu gibi Peşmerge Bakanlığı, Zine Wertê’ye ortak bir güç gönderdi. Bütün tarafların Hükümeti desteklemesini beklerken maalesef belli bir kesim partisel ihtiraslarla kasıtlı olarak o bölgenin parti sınırları içinde olduğu bahanesiyle Hükümet güçlerine karşı partilerine bağlı güçleri harekete geçirerek açık bir şekilde Hükümete karşı durdu.

Ortak güçler Hükümete bağlı güçlerdir ve bu güçlerin Kürdistan Bölgesinin hangi bölgesine yerleştirileceğine Hükümet karar verir. Bu ortak güçler farklı hiçbir amaç taşımadan bütün kentlere yerleştirilmiş. Burada Kürdistan kamuoyuna şunu sormak istiyorum: Neden ve hangi amaçla Hükümet güçlerinin Zine Wertê’ye gitmesine karşı çıkılıyor?

Sevgili vatandaşlara, Peşmerge Bakanlığına bağlı güçler dışında hiçbir gücün Zine Wertê’ye konuşlandırılmadığını açıkça belirtmek istiyorum. Aynı zamanda ortaya çıkan istenmeyen duruma karşı endişe ve üzüntülerini dile getiren siyasi taraflara teşekkür etmek istiyorum. Kendilerinden Hükümetin yetki ve kararlarını bir partinin yetki ve kararlarıyla mukayese etmemelerini istiyorum. Hükümetin yasaları tatbik etmesi ve sorumsuz gruplar ve şahıslara bağlı silahlı grupların pasifleştirilmesi çabalarını desteklemelerini bekliyorum. Hükümetin kararlarını parti kararları olarak görmemelerini ve yasaların uygulanmasını partiler arasındaki rekabet olarak görmemelerini istiyorum.” Yaşanan gerilim ve gelişmelerle ilgili bir yazı kaleme alan gazeteci Amed Dicle ise yaşananların arkasında Türk devletinin olduğunu, amacın ise Kandil’e operasyon olduğunu yazdı.

ANF’de yayımlanan yazısında Dicle, şu değerlendirmeyi yaptı: “Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor ki ismi geçen bölgenin KDP için askeri açıdan pek bir önemi yok. Zaten daha önce de burası KDP ve YNK arasında herhangi bir gerilime sebep olmamıştı. Dolayısıyla önce koronavirüs gerekçesi ardından da kalıcı olarak orada bulunmayı dayatmanın faydası olsa olsa Ankara’ya olur. Çünkü, Türkiye’nin Kandil bölgesine sürekli saldırmak istediği bir sır değil. Kandil, Türkiye sınırından oldukça uzak olduğu için Türk askerinin burada karadan herhangi bir faaliyete girişmesi mümkün değil. Hava saldırıları ise sürüyor. Türkiye’nin bölgede istihbarat vb. faaliyetleri olsa da etkisi sınırlı oluyor. Dolayısıyla, mevcut gelişmeler ve Zînê Wertê saldırısı, Kandil’e yönelik saldırıların başka bir aşamaya geçirilmek istendiğine dair bir işaret olarak görülebilir.

Bu mıntıka Kandil bölgesinin batı cephesi. Kandil’in doğu cephesi neredeyse tümüyle İran sınırı. Doğu cephesi İran sınırı olmakla birlikte coğrafik koşulları da gerilla hareketliliği açısından pek elverişli olmadığı düşünülüyor. Dolayısıyla, Ankara’nın hazırladığı ve KDP yardımıyla devreye koymak istediği plan Kandil bölgesinin batı cephesini PKK güçlerine kapatmak. Buradaki stratejik tepeler ve noktalarda konumlanmak. KDP güçleri içerisinde yer alarak doğrudan sahada olmak. Olası faaliyetleri teknik araçlarla takibe almak. Ve o bölgedeki gerillaların hem sarp coğrafyaya mahkum olmasını hem de lojistik olarak ambargo altında tutulmasını sağlamak…

KDP yönetiminin orada ‘ortak güç’ adı altında kendilerine bağlı birimlerin kalmasını ısrar etmelerinin sebebi bu olmalı. KDP’nin denetimindeki alanlarda MİT faaliyetleri zaten malum. Ancak halkayı tamamlamak için YNK’nin denetimindeki bazı alanlarda da bu faaliyetlerin olması gerek. YNK bunu reddettiğini ifade ediyor. Çevre halkı durumdan rahatsız. Eğer Zînê Wertê mıntıkası KDP’nin denetiminde kalırsa, bu, Kandil’in batı cephesinin tümünün KDP denetimine geçtiği ve Ankara için avantaja dönüşeceğini belirtmek gerekir. Güney Kürdistan’daki birçok çevre, söz konusu gelişmelerin Ankara’nın dayatmaları sonucu olduğu, KDP’nin bu konuda Ankara ile birlikte hareket ediyor olabileceğini, Türk unsurların KDP’ye bağlı askeri birimler içerisinde yer aldığını ifade ediyor. Elbette bu iddialara yanıt vermesi gereken tek merci ise KDP yönetimidir.

Bu gelişmelerin anlaşılması için bir örnek daha; 15 Nisan günü Maxmur Mülteci kampına düzenlenen SİHA saldırısında üç kadın hayatını kaybetti. Bu saldırıya ilişkin Ankara’dan henüz bir açıklama yokken, Neçirvan Barzani’nin finanse ettiği Rudaw kanalı, ‘TSK, HPG’nin konumlandığı noktayı bombaladı’ şeklinde son dakika haberi geçti. TSK’nin nereyi vurduğunu TSK’ya söylemek nasıl bir yayıncılık? TSK nereyi bombaladığını halen açıklamış değil, ama aynı haber söz konusu yayın kuruluşunun sitesinde bulunuyor.”

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.